






AMERİKA NEW ENGLAND’LI MERILL GARBUS 2009 YILINDA BIRD-BRAINS İSİMLİ ALBÜMÜNÜ tUnE-yArDs ADI ALTINDA YAYINLADIĞINDA KİMİ RADARLARA TAKILAN, İLGİNÇ MÜZİK ÜRETEN YENİ BİR İSİM OLARAK TANIMIŞTIK ONU.
Aradan sadece iki yıl geçtikten sonra ikinci albümü Whokill ile Bant Mag.’ın yılın enleri listesini birinci sırada tamamladı. Hiç süphesiz Whokill taşıdığı sıradışı enerji, Merill’in hip hop, R&B ve Afrika müziklerinden ilhamla yüklendiği enfes vokaller, yenilikçi şarkı yazarlığıyla 2011’in sadece bizim için değil, gezegenin birçok yerinde türün meraklıları için unutulmayacak bir albümdü. İşler herkes için henüz tazeyken de İstanbul’a geliyor olması da cabası tabiî… Merill’i sahnede bir yandan çığıra çığıra şarkı söylerken, bir yandan ayakta davul çalıp akıl almaz bir yetiyle onları canlı canlı loop’larken izleyecek olmanın heyecanı bizi sarmışken kendisine sorularımızı yönelttik. 10 Mart Cumartesi akşamı kim ki o’nun performansıyla başlayacak gecenin DJ’liğini de Bant Mag. ekibi üstleniyor olacak, bilginize sevgili okurlarımız. Haydi şimdi röportaja başlayalım…
Merhaba Merill, turne nasıl gidiyor? Turnede olmaktan hoşlanıyor musun? Uzun süredir Whokill turnedesin...
Merhaba! Bu aralar kesinlikle tam bir turne insanıyım, ama yoldayken insanın sağlığını ve ruh hâlini koruması gerçekten zor oluyor. Turne yapabilmek için vücuduma çok dikkat etmem gerekiyor... İyi beslenmem, egzersiz yapmam, gerinmem, uyumam. Çok sıkıcı bir rock and roll’cuyum. Ama bu şekilde dünyayı görebildiğimiz ve her ülkeden insanla müzik ve hayatı paylaşabildiğimiz için çok şanslıyız.
Bir önceki albümünle Whokill arasında bir fark olduğunu düşünüyor musun? Eğer farklı sırayla yayımlansalardı Bird-Brains aynı etkiyi yaratır mıydı? tUnE-YaRdS’ın kaderini değiştiren ne oldu?
İlk tUnE-YaRdS albümünün Bird-Brains olmasının bir sebebi vardı tabiî... Çok kişisel bir albümdü, bir yandan da tek başıma da sağlam bir albüm yapabileceğimi kendime kanıtlamamla ilgiliydi. Whokill ise daha çok konser deneyimlerinden etkilenen bir albüm... O şarkıları Dirty Projectors ve diğer gruplarla turnedeyken çok çalmıştık. Sanırım şarkılar böyle şekillendiler.
Merill ergenliğinde ne dinlerdi? 18 yaşlarında diyelim...
18’imde Ani DiFranco dinlerdim, çünkü bir kadın olarak dünyada yerimi bulmaya çalışıyordum, ve o da güçlü, önemli bir kadın sanatçıydı. Aynı zamanda Ramones, A Tribe Called Quest ve Michael Jackson dinliyordum.
Birçok enstrüman çalıyorsun ama müziğinde davul çok önemli ve farklı bir yer tutuyor. Davul tekniğinde kimlerden etkileniyorsun ve hangi davulcuları canlı izlemeyi seviyorsun?
Bu tam da bir bateriste sorulacak soru! Kendime baterist demekte tereddüt ediyorum çünkü iyi bir baterist olmak için hâlâ uzun bir yolum var. The Meters’a bayılıyorum, özellikle de Zigaboo’ya. Yapması en zor şeylerden biri basit bir groove’u sürdürmektir ve o da bunu çok iyi yapıyor. Bence neslimizin en iyi bateristi Questlove. Jimmy Fallon Show’da Questlove ve Black Thought ile çalma ayrıcalığına sahip olmuştuk ve hayatımda ilk defa kendimi bir groove’a böylesine kaptırmıştım.
Sahnede çok fazla loop ve zamanlama kullanıyorsun, ki bu harika, ama bir yandan da çok stresli olabilirmiş gibi görünüyor. Böyle bir stresle nasıl başa çıkıyorsun?
Çok fazla düşünmemeye çalışıp, kendim ritmin ortasına koyuyorum. Aynı zamanda refleks hâline gelene kadar prova ediyorum, koreografi gibi.
Grup ve albüm isimlerinde neden sade yazı şekilleri yerine tUnE-YarDs, BiRd-BrAiNs, w h o k i l l gibi süslü tekstler tercih ediyorsun?
Böylece bir kelime ifade etmekle birlikte göze de hitap ediyor. Çoğunlukla dilin görsel yönüyle oynamayı seviyorum, tıpkı dilin sonik doğasıyla oynamayı sevdiğim gibi.
Albümünün adı Whokill’in önemi nedir? tUnE-yARds – w h o k i l l isimleri senin için ne anlam taşıyor?
Albümün adı öncelikle Women Who Kill idi. Sonra w o m e n w h o k i l l, ondan sonra da cities w h o k i l l oldu. Albümde şiddet çok fazla geçiyor, ve yazarken de aklımda böyle bir tema vardı. Kentsel çevrenin şiddeti, kendime uyguladığım şiddet, medyada şiddet...
Sözel açıdan güçlü ve keskin bir sanatçı olarak, insanların seninle ilgili anlamalarını ya da daha iyi bilmelerini istediğin bir şey var mı?
Bazı şeyleri kendime saklamayı tercih ediyorum. Sanırım hep bunu söylüyorum çünkü birinin şarkı sözlerimi bilmesi beni tanıdığı anlamına gelmez. Sözlerim bazen benimle ilgili oluyor, bazen de olmuyor. Farklı kişilik özelliklerimle oynuyorum; hepimizin duruma göre göstermeyi veya saklamayı tercih ettiğimiz karakter özelliklerimiz olması gibi.
Buster Keaton kısa filmlerine canlı eşlik edeceğinizle ilgili bir açıklama yaptın. Bu proje için yeni birşeyler yapıyor musun? Yoksa emprovize mi olacak?
Büyük bölümü emprovize olacak. Emprovizasyon için tUnE-YaRdS şarkılarından temalar kullanıyorum. Bir de yakınımızda, California Oakland’da yaşayan yeni bir gitaristimiz var. Bu günlerde tanıdığım en iyi müzisyen. Onun müziğinden de birşeyler kullanacağız.
İstanbul’dayken özellikle yapmak istediğiniz bir şey var mı?
Oraya geleceğimiz için çok heyecanlıyız, ama duyduğuma göre her şeyi tecrübe edebilmek için orada olmak gerekiyormuş. Bu yüzden merakla bekliyorum. Bir de yemekleri, ve bir ihtimal yeni şarkımız için yapacağımız stüdyo kaydını iple çekiyorum.